Assisili Aziz Francesco
Anma günü: 4 Ekim

Assisili Aziz Francesco, 1181’in sonlarında veya 1182’nin başlarında İtalya’nın Assisi kentinde doğdu. Babası Pietro Bernardone varlıklı bir kumaş tüccarıydı. Genç Francesco, eğlenceyi ve arkadaşlarıyla birlikte olmayı seviyordu; şövalye olarak ün kazanmayı düşlüyordu. Ancak savaş, esaret ve hastalık, aradığı mutluluğun anlamını sorgulamasına yol açtı.
1202’de Assisi ile Perugia arasındaki savaşa katıldı ve esir düştü. Yaklaşık bir yıl süren esaretten sonra eve döndüğünde sağlığı bozulmuştu. 1205’te yeniden askerî bir sefere katılmak üzere yola çıktı; Spoleto’dan geri dönmesi, yaşamındaki yön değişikliğinin önemli bir adımı oldu. Eski hayallerinin yerini dua, sessizlik ve Allah’ın kendisinden ne istediğini anlama çabası almaya başladı.
Bu dönüşümün merkezinde cüzamlılarla karşılaşması vardı. Daha önce onlardan uzak duran Francesco, aralarına girip onlara hizmet etti. Yıllar sonra Vasiyet’inde, kendisine acı gelen bu karşılaşmanın ruhu ve bedeni için tatlılığa dönüştüğünü anlattı. Yoksulları yalnızca yardım edilecek kişiler olarak değil, aralarında Mesih’e yaklaşabileceği kardeşler olarak görmeye başladı.
İlk biyografilerinin anlattığına göre, San Damiano’daki haçın önünde dua ederken Mesih’in kendisini yıkılmakta olan kilisesini onarmaya çağırdığını duydu. Önce bu çağrıyı küçük kiliseleri onarmak olarak anladı. Zamanla yaşamının tanıklığı, Kilise’nin İncil’e daha derinden bağlılıkla yenilenmesine hizmet etti. Babasıyla yaşadığı anlaşmazlığın ardından Assisi Episkoposunun önünde mirasından vazgeçerek kendisini bütünüyle göksel Baba’ya emanet etti.
1208’de havarilerin gönderilişini anlatan İncil metnini dinlemesi, çağrısını daha açık biçimde kavramasına yardımcı oldu. Mesih’i yoksulluk içinde izlemek ve tövbeye çağırmak istiyordu. Bernardo di Quintavalle ve Pietro Cattani gibi ilk kardeşler ona katıldı. Vasiyet’inde bu başlangıcı, kardeşlerin kendisine Rab tarafından verilmesi olarak hatırladı. Kardeşler çalışıyor, ihtiyaç olduğunda sadaka istiyor ve karşılaştıkları insanlara barış diliyorlardı.
1209’da Francesco ilk kardeşleriyle Roma’ya giderek yaşam biçimlerini Papa III. Innocentius’a sundu ve onayını aldı. Küçük Kardeşler Cemaati böylece Kilise’nin içinde gelişmeye başladı. Rivotorto ve ardından Porziuncola, ilk kardeşliğin başlıca merkezleri oldu. “Küçük” olmak, başkaları üzerinde üstünlük kurmadan hizmet etmekti; yoksulluk ise Mesih’i özgürce izleme ve Allah’a güvenme yoluydu.
1212’de Assisili Chiara da bu İncil’e dayanan yaşamı benimsedi. Francesco’nun desteğiyle San Damiano’da oluşan kadın topluluğu, sonradan Klarisler olarak tanınacak İkinci Fransisken Cemaatinin başlangıcı oldu. Aynı çağrı, aile ve çalışma yaşamını sürdürürken tövbe, dua ve merhametle İncil’i yaşamak isteyen erkek ve kadınları da etkiledi. Üçüncü Fransisken Cemaatinin kökleri bu harekete dayanır; Francesco’nun ruhsal ailesi farklı yaşam biçimlerinde gelişti.
Kardeşlerin sayısı arttıkça cemaat İtalya’nın dışına yayıldı. 1219’da Francesco Mısır’a giderek Haçlı Seferi sırasında Sultan el-Melik el-Kâmil ile görüştü. Mesih’e olan imanını duyururken karşısındaki insanla saygı içinde buluşması, yaşamındaki barış arayışının belirgin bir örneği oldu. İtalya’ya döndükten sonra cemaatin günlük yönetimini kardeşlerine bıraktı; dua, vaaz ve kardeşlerin İncil’e bağlı yaşamı için çalışmayı sürdürdü.
Kardeşliğin büyümesi, ortak yaşamın nasıl düzenleneceği konusunda soruları da beraberinde getirdi. Francesco, İncil’e bağlılığı ve Kilise ile birliği birlikte korumaya çalıştı. Papa III. Honorius, 29 Kasım 1223’te yaşam kuralını onayladı. Kuralın merkezinde Rabbimiz Mesih İsa’nın İncil’ini, itaat, kendine ait hiçbir şeye sahip olmama ve iffet içinde yaşamak bulunur.
Aynı yıl Noel’de Greccio’da Beytlehem’deki doğumun yoksulluğunu insanların yakından hissedebileceği bir kutlama hazırlattı. Yemlik, saman, öküz ve eşekle oluşturulan ortamda bir rahip Efkaristiya’yı kutladı. Bu olayda Allah’ın Oğlu’nun insan oluşu ile Efkaristiya arasındaki bağ görünür oldu. Francesco’nun arzusu, Mesih’in alçak gönüllülüğünün insanların yaşamına dokunmasıydı.
Dua yaşamı giderek Mesih’in çilesi üzerinde yoğunlaştı. 1224’te La Verna’da inzivadayken, Fransisken kaynaklarının anlattığı üzere, ellerinde, ayaklarında ve böğründe Mesih’in yaralarının izlerini taşıdı. Bu izler, Kilise geleneğinde onun çarmıha gerilmiş Rab ile derin birliğinin işareti olarak görülür. Francesco’nun Mesih sevgisi, Efkaristiya’ya saygısında ve Kilise’ye bağlılığında da belirgindi.
Son yıllarında ağır hastalıklar ve görme kaybı yaşadı. Buna rağmen 1225’te San Damiano’da Yaratılmışların Ezgisi’ni besteledi. Güneş, ay, su, ateş ve toprak aracılığıyla Yaradan’a övgü sundu. Yaratılmışları kardeş ve kız kardeş olarak anması, hepsinin aynı Allah’ın armağanı olduğunu görmesinden doğuyordu. Hastalığın içinden yükselen bu dua, onun şükranını ve umudunu dile getirdi.
Ölümü yaklaşırken kardeşlerinden kendisini Porziuncola’ya götürmelerini istedi. 3 Ekim 1226 akşamı orada öldü. Ölümünden iki yıl sonra, 16 Temmuz 1228’de Papa IX. Gregorius tarafından aziz ilan edildi. Kilise onu 4 Ekim’de anar. Mezarı Assisi’deki bazilikada, yüzyıllardır dua eden insanların ziyaret ettiği bir yerdir.
Francesco’nun bıraktığı Vasiyet, yaşamının merkezini kendi sözleriyle anlamaya yardımcı olur: cüzamlılara gösterilen merhamet, Rabbin armağanı olan kardeşler, İncil’e bağlılık, dürüst çalışma ve Kilise ile birlik. Kutsal Yazılara ve Mesih’in Efkaristiya’daki Bedenine ve Kanına duyduğu saygıyı özellikle vurguladı. Onun yaşamında yoksulluk, dua ve kardeşlik aynı çağrıda birleşti: Mesih İsa’yı sevmek ve İncil’i günlük yaşamda somut olarak yaşamak.
Kaynak: Resmî Kilise kaynağı · OFM — yaşamı ve kronoloji · Francesco’nun Vasiyeti · Onaylanmış yaşam kuralı · Fransisken ailesi · Admirabile signum — Greccio · Yaratılmışların Ezgisi